HASTALAR İÇİN BİLGİLER

Hayatın kıymetini bil, vücuduna iyi bak, mutlu ol!

Kardiyovasküler yaşlanma ve aterosklerotik süreç hayatın en erken safhası olan ana rahminde başlar. Yıllar geçtikçe de damarlarımız ve kalbimiz esnekliğini kaybeder. Ancak yaşlanma, tek başına hastalıklara yol açmaz. Yüksek kalori alımı, yetersiz besin, hareketsiz hayat, psikolojik stres ve sigara kullanımı gibi sağlıksız yaşam tarzına uzun süreli ve devamlı maruz kalma kalp, damar, beyin, böbrek gibi organlarda dramatik şekilde hasara neden olmaktadır.

Uzun yaşam, artık bir gerçektir. İnsanlar daha uzun yaşamaktadır. Bilimsel veriler, 2015-2050 yılları arasında 60 yaş üstü dünya nüfusunun % 12’den % 22’e yükseleceğini ve 2020 yılı itibari ile 60 yaş üstü nüfusun, beş yaş altı çocuk sayısını aşacağını söylemektedir. Pekiyi uzun yaşam, bizlere sağlıklı yaşamın garantisini verebilmekte midir? Geçmiş nesillere göre daha sağlıklı bir ömre sahip olduğumuzu gösteren kanıtlar aslında kısıtlıdır. Günümüzde uzun yaşamlar, sağlıklı yaşlanmanın önüne geçmektedir. Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı yaşlanmayı, çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin devam ettirilebilmesi olarak tanımlamıştır. Sağlıklı, uzun ve aktif bir yaş alma süreci için ne yapılmalıdır? Başarılı yaşlanmanın özü, hayat boyu yaklaşımda saklıdır. Bu yaklaşımda neler olmalıdır?

Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımında öne çıkan iki ana unsur yol göstericidir: Bireyin fiziksel, zihinsel durumu ve buna çevrenin katkısı. Bu bağlamda yaklaşımlar bireye ve topluma özel yapılandırılmalıdır. Küresel nüfus yaşlanması kaçınılmaz bir şekilde sosyo ekonomik gelişim ile sıkı bir ilişki içindedir. Özellikle de düşük ve orta gelirli ülkelerde daha hızlı ve sağlıksız gelişen bir yaşlanma mevcuttur. Bu nedenle ülkelerin sağlık politikalarına katması gereken bazı değerler olmalıdır. Kronik hastalık gelişimini önlemek veya geciktirmek adına iyi sağlık ve sağlıklı davranışlar tüm yaş gruplarında desteklenmeli ve özendirilmelidir. Hava kirliliği azaltılmalı; her yaş grubuna uygun sağlıklı yaşlanma dostu fiziksel ve sosyal alanlar yaratılmalıdır. Kronik hastalıkların sonuçlarını azaltmak için erken tanı ve kaliteli bakım standartları belirlenmelidir. Sağlıklı bir hayata dair yapılacak doğru harcamaya gider gözüyle bakmaktansa, bunun bir yatırım niteliğinde olduğunu kabul etmek önemlidir. Bu bilinç ile gerekli önlemler alındığı taktirde yeni nesiller için yaşlanma kavramı muhakkak anlam değiştirecektir.

Hayatın uzaması ile gelişecek olanakların derecesi, tek bir anahtara yoğun olarak bağlıdır: Sağlık. Fiziksel ve zihinsel sağlığın devamlılığı için birey olarak üstümüze düşenler ise şunlardır…

Egzersiz, planlı olarak yapılandırılmış, istenilen öğelerin geliştirilmesine yönelik sürekli aktivitelerdir. Bireyin yaşıyla ve kas iskelet sistemi ile uyumlu düzenli egzersiz, kalp damar hastalığı, yüksek kolesterol ve kan basıncı, diyabet, inme, depresyon, anksiyete, demans, osteoporoz, uyku bozuklukları gibi kronik hastalıkların gelişiminin önlenmesinde ve geciktirilmesinde faydalıdır. Kilo kontrolüne, sigarayı bırakmaya, stresi azaltmaya, kas gücünü arttırmaya destek olur. Enerji seviyesini yükselterek bireyin coşkulu, mutlu ve iyimser bir ruh haline geçmesini sağlar. Kişisel imajı destekleyerek bireyin benlik saygısını pekiştirir. Kas gücü ve direncinin artması ile önceden yapılamayan fiziksel aktivitelerin daha rahat gerçekleşmesi sağlanır. Hayat kalitesini arttırarak bağımsız bir hayata sahip olabilmeye olanak sağlar. Aile ve arkadaşların katılımı bireyin sosyalleşmesine katkıda bulunur. Kalp dostu alışkanlıklardan olan egzersizin çocuklarda erken yaşlarda yer etmesinde, erişkinlerin destek olmasına neden olur.

Bireyin sağlığına yönelik somut beklentilerin karşılanması için egzersizin sıklığı, şiddeti, tipi, süresi ve kademeli olarak arttırılmasına dair kararlar bireye özel doktor eşliğinde yapılandırılmalıdır. Özellikle kalp damar hastalıkları açısından riskli olan veya hastalığı bulunanların, yaşlıların egzersizlerinin yapılandırılmasında uzman kardiyoloji doktorunun da bu süreç içinde yer alması önemlidir.

Egzersiz planlamasında genel olarak ısınma, aerobik egzersiz ve kas güçlendirmeden oluşan kondisyon, soğuma ve germe periyodları bulunmalıdır. Amerikan Kalp Cemiyeti, genel kalp damar sağlığı için, haftada beş gün en az 30 dakika süren orta şiddetli aerobik egzersiz ve haftada en az iki gün orta-ağır şiddetli kas güçlendirme egzersizi önermektedir. Bu genel bir öneridir. Egzersiz, bireyin risk faktörlerine, yaşına, sahip olduğu hastalıklara, hayat tarzına, çalışma saatleri ve engellerine uygun olarak sürekli uygulayabilmesine göre düzenlenmelidir.

Yaşlanmaya ilişkin yapısal ve işlevsel hasarlara karşı besinsel basit bir çözüm yoktur. Kalsiyum desteği kemik kaybını azaltmaya faydalı olurken fazla alınan kalsiyumun kadınlarda kalp damar hastalıklarını tetikleyebileceği örneğinde olduğu gibi. Uygun kalorinin belirlendiği, içinde yeterli değerli besinin bulunduğu öğünler hem kalp damar sağlığına hem de yaşlanma hızını azaltmada olumlu etkilere sahiptir.

Günlük yaşam ve iş temposunda değişen alışkanlıklar ile birlikte hazır yiyeceklerin, kimyasalların ve rafine gıdaların toplum tarafından tüketimi artmıştır. Taze yiyecek hazırlamaktan daha ucuz ve hızlı oldukları için de tercih nedenidir. Sağlıksız, dengesiz ve çok yemek hayatımızın odak noktası haline gelmiştir. Hazır yiyecekler yüksek enerjilidir; ancak besin değerleri düşüktür. Yediklerimiz mevsimine has malzemelerden hazırlanmış lezzetli, hayatımıza değer katan ve bizi mutlu eden besinler olmalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin bireyin hayatında uzun soluklu yer alması için kişiye özel yaklaşım şarttır. Çalışmalarda, yeme alışkanlıklarının kalp damar hastalıkları ile olan ilişkisi ortaya konulmuştur. Bu nedenle bireylerin beslenme tercihleri şekillendirilirken kısa ve uzun dönem kalp damar hastalığı riski ve metabolik sendrom kriterleri doktoru tarafından netleştirilmelidir. Biliyoruz ki, hayvansal ürünlerin ve işlenmiş tahılların daha az, sebzelerin daha yoğun tüketildiği ek olarak E vitamini, C vitamini, beta-karoten, selenyum ve flavonoid fitokimyasallar gibi yüksek miktarda antioksidan ve antienflamatuar bileşenleri içeren kuruyemişin, tohumların, meyvenin, bakliyatın, zeytinyağının kullanıldığı Akdeniz tarzı, kalp damar sağlığı için ön plana çıkan beslenmedir.

Bu genel tavsiyeye daha yakından bakıldığında aklınıza bazı sorular gelebilir: Vejetaryen bireye ne önerelim? Kalp yetmezlikli bireye yaklaşım? İleri yaşlı kilolu, kas kitlesi düşük bireye beslenme düzenlemesi? Bu bağlamda bireyi yakından takip eden doktorun beslenmeye ilişkin önerileri ön plana çıkmalıdır. İnsan metabolizmasında makro ve mikro tüm besinler önemli rollere sahiptir. Uygun kalori ve enerji dengesi hesaplandıktan sonra makrobesinler, yağ asitleri ve steroller, karbonhidratlar ve lif, aminoasitler ve protein, vitaminler, mineraller, eser elementler ve elektrolitler bireyin yeme alışkanlığına kazandırılmalıdır. “Son dönemde hayatımıza giren gıda desteği, nutrasötik, prebiyotik, probiyotik, mikrobiyota….. peki bunların beslenmedeki yeri nedir?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. “Gıda desteği ve nutrasötik kullanmaya gerek var mı?” sorusunun cevabı bireyin bu konudaki özel ihtiyaçlarına bağlıdır. Bu ihtiyaç bireyin doktoru ve fitoterapi bilim uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Kullanılacak ise dikkatli olunmalıdır; çünkü ilaçlar ile olan etkileşimleri, kullanım süreleri, organlar üzerine olan etkilerinin detaylı olarak bilinmesi önemlidir. İnsan sindirim sistemindeki faydalı bakteriler ile birlikte ikinci beyin kavramı ortaya çıkmıştır. Faydalı bakterilerin azalıp, zararlı bakterilerin artması olarak adlandırılan mikrobiyal disbiyozisin allerji, sindirim hastalıkları, kalp damar hastalıkları, diyabet, obezite, metabolik sendrom ile ilişkisi gösterilmiştir. Yeterli miktarda prebiyotik ve probiyotik tüketimi sağlıklı beslenme önerilerine eklenmelidir. Genel bir tavsiye verecek olursam, besinler arasında akıllıca seçimler yapın; satın aldığınız malzemelerin sodyum, şeker, doymuş ve trans yağ içerikleri için etiketlerine bakın; kendinize uygun porsiyonlarda tüketin; tüm besin gruplarını yemeklerinize dahil edin ve evde pişirmeye özen gösterin. İyi beslenmenin yanında muhakkak dikkat edilmesi gereken başka bir husus ise mevsimsel değişikler, bireyin sıvı, tuz ihtiyacı göz önünde bulundurularak tüketilecek yeterli temiz suyun hayatınızdan eksik olmamasıdır. Biraz karışık gelse de aslında uygun kılavuzu seçersek yemek, kolay, lezzetli, sağlıklı ve uygun fiyatlı hale gelmektedir.

İyi sağlığa dair doğru ve yeni bilgileri öğrenmek; gelişebilecek rahatsızlıkların erken teşhis ve tedavi şansını arttırmak açısından düzenli doktor kontrollerine sağdık kalınmalıdır. Enfeksiyonların tedavisi için kullanılan ilaçlara karşı mikropların geliştirdiği direnç ciddi bir sorundur. Enfeksiyon gelişmeden, önlemeye dair atılacak adımlar önemlidir. Bebeklik ve çocukluk çağında olduğu gibi belirli yaşlarda bireylerin risklerine ve hastalıklarına göre gerekli aşıların doktor kontrolü altında uygulanması gereklidir. Doktor kontrolünde aşıların uygulanması da sağlıklı bir hayatın parçasıdır.

Kaliteli uyku sağlıklı yaşamın bir başka bileşenidir. Uyku kalitesi, süresi, uyku ilişkili solunum problemleri ile kalp damar hastalıkları, Alzheimer hastalığı, ağrı, kronik halsizlik, depresyon ve endişe arasında ilişki olduğu çalışmalarda gösterilmiştir. Yaşlanma uykuyu etkilerken, uyku bozuklukları da hücresel düzeyde yaşlanmaya neden olmaktadır.

Sağlıklı yaşlanmak için zararlılardan uzak durulmalı. Başta somut olarak karşımıza çıkan sigara ve alkol. İstemsizce hergün içine düştüğümüz başka bir zararlı ise stres. Stres, durum değerlendirme, motive etme ve pozitif güce dönüştürme adına yaşanılan doğal bir reaksiyondur. Ancak günümüzde zihnimizde, vücudumuzda hissettirdiği negatif duygusal ve fiziksel sonuçlar ile uzak durmamız gereken bir problem haline gelmiştir. Kronikleşen stresin, uykusuzluk, kilo alımı, baskılanmış bağışıklık, bozulmuş sindirim, artmış kalp damar hastalığı riski gibi birçok sağlık sorunu ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Kronik stres kaynaklı hücresel düzeyde yaşlanma da kaçınılmaz bir gerçektir. Sağlıklı bir yaşlanma için negatif hisler ve fiziksel sonuçlar doğuracak tüm streslerden olabildiğince uzak durulmalıdır.

Sosyal iletişim kurabilecek çevreler yaratın. Yeni bir hobi edinin. Hobi alanlarında sosyal bir çevreye dahil olun. Yenilikleri öğrenme ve üretim sürecinde ile beyni zinde tutarak sağlıklı yaşlanmaya bir adım daha yakınlaşın.

Uzun hayat inanılmaz değerli bir kaynaktır. İleri yaşın bizlere hediye ettiği moleküler hasarı tamamen onarmak ise şu an için imkansızdır. Bu yüzden hayatın kıymetini bilelim; üretken, işlevsel ve bağımsız kalabilen kaliteli ve sağlıklı uzun bir yaşam için vücudumuza sahip çıkalım!

Ekokardiyografi (Kalp ultrasonu)

Zihin, Kalp ve Vücudun Sağlıklı Birlikteliği

Hipertansiyon (Yüksek tansiyon)

Kalp Yetersizliği Nedir?

Ritm Bozuklukları Aritmi Nedir?

Abdominal (Karın) Aort Anevrizması Nedir?

Uzun Yaşam ''Mavi Bölgeler''in sağlıklı ve uzun yaşama dair sırları

Torasik (Göğüs) Aort Anevrizması Nedir?

Uyku Apnesi ve Horlama

Mitral Darlığı Mitral Stenoz Nedir?