HASTALAR İÇİN BİLGİLER

Uyku Apnesi ve Horlama

Horlama ve uyku apnesi ciddi bir sağlık sorunudur. Erken tanı konulması çok önemlidir. Kişiye özel sebebin saptanması, oksijensiz kalan organlarda gelişen hasarın belirlenmesi ve kişiye özel çözümlerin erken dönemde hayata geçirilmesi apne yaklaşımında en önemli hedeftir. Bu hedef ancak çok yönlü bir değerlendirme ile mümkündür.

Horlama, uyku apnesi gibi solunumsal uyku hastaları genellikle kulak burun boğaz veya göğüs hastalıkları hekimlerine başvurur. Ancak bu hastalarda çoğunlukla eşlik eden kalp ve damar sistemi hastalıkları, endokrin ve metabolizma bozuklukları, obezite, akciğer sorunları ve nörolojik problemler de mevcuttur. Bu hastaların değişik branşlardan uzman hekimlerce izlemi gerekir. Bu yüzden horlama, uyku apnesi gibi solunumsal uyku hastaları bireye özel değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme sonucunda bireyin hangi uzmanlık alanlarında desteğe ihtiyacı olduğu belirlenir.

Uyku apneli bireylerin yaşadığı en önemli hayati sorun ise bu süreçte kalp ve damar sağlığının ciddi şekilde etkilenmesidir. Kalp ve damar sisteminin apneden dolayı aldığı hasar bireye özel değerlendirilmelidir. Bu nedenle uyku apneli bireylerin kardiyoloji muayenesi şarttır.

Uykunun basit bir dinlenme durumunun ötesine geçtiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Organ faaliyetlerinin yenilenmesi ve yaşamsal olayların düzenlenmesi uykuda gerçekleşir. Hayatın üçte birlik döneminin uykuda geçiyor olması sağlıklı bir uykuya ne kadar çok ihtiyaç olduğunun göstergesidir. Çözümlenmeyen uyku bozuklukları hem bireysel sağlık problemlerine hem de toplumsal olarak ekonomik kayıplara yol açar. Uyku bozuklukları içerisinde uykuda gelişen solunumsal bozuklukları önemli bir yere sahiptir.

Genelde horlama, çevreye verdiği ses rahatsızlığından dolayı sosyal sorunlara yol açan basit bir durum olarak nitelendirilir. Önemli olduğu düşünülmez. Ancak bu değerlendirme tek başına doğru değildir. Horlama normal bir olay değildir. Uykuda görülen solunumsal bir bozukluktur ve tıbbi olarak üstünde durulmalıdır. Üst solunum yolları kaslarındaki gerginlik azalması ile dilin arkaya kayıp, gevşek olan diğer dokular ile titreşime neden olup horlama denilen sesin ortaya çıkışıdır. Horlama, vücuda oksijeni ileten hava yollarının tam açık olmadığının bir belirtisidir. Horlama, uyku apnesinin ve diğer ciddi hastalıkların öncü göstergesi olabileceği için normal olarak değerlendirilmemelidir.

“Soluksuz, nefessiz kalmak” anlamına gelen apne, uyku sürecinde gelişir ise uyku apnesi olarak isimlendirilir. Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrarlar halinde durması ve soluktaki bu durmalar nedeni ile vücuda oksijen sağlanamaması durumudur. Uyku apnesi vücuttaki birçok sistemi ilgilendiren, ani ölüm riski bulunan ciddi bir hastalıktır. Obstrüktif (Tıkayıcı) uyku apne ve Santral (Merkezi, Beyin kaynaklı) apne tipleri mevcuttur. Santral tipte uyku apnesi çok nadir görülür; solunumu kontrol eden kaslara beynin doğru sinyaller gönderememesi sonucu solukta durma gelişir. Obstrüktif uyku apne sendromu (OUAS) ise uyku sürecinde üst hava yollarının tıkanması ve soluk durması nedeni ile vücuda oksijen sağlanamamasıdır. OUAS, kişiye göre değişiklik gösteren nedenlere sahiptir. OUAS nedeni ile gece boyunca solukta durma yani nefes alıp vermede durma periyotları yaşayan bireyde beyin, kalp gibi birçok organa ulaşan oksijen miktarı azalır. Oksijen miktarı azalan organlarda OUAS, başta kalp ve beyin olmak üzere yüklenmeye neden olur. Tanı konulmamış ve tedavi edilmemiş OUAS, başta kardiyovasküler (kalp ve damar) sistem hastalıkları olmak üzere tüm sistemleri ilgilendiren hastalıklara yol açar. OUAS toplumda oldukça yaygın bir hastalıktır. Ancak OUAS bulunan bireylerin % 90’ı yani çok yüksek bir kısmı tanı alamamaktadır. Tanı almayan bu hastalar ani ölüm, inme, kalp krizi ve kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, demans, kilo vermede zorluk, aşırı kiloluluk (obesite), solunum yetmezliği, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık, kontrol altına alınamayan şeker hastalığı gibi OUAS ın sonucu olan hastalıklar ile doktora başvurmaktadır. Bunun yanı sıra, uyku apnesi kişide gündüz sürekli yorgunluk ve konsantrasyon eksikliğine neden olacağı için ciddi trafik ve iş kazalarına da neden olabilmektedir.

Uyku apnesi nedeni ile soluksuz, nefessiz, oksijensiz kalan kalp ve damarlar ise

Sabah uyanınca tansiyon yüksekliğine

Tedaviye dirençli hipertansiyona

Ritm bozukluğuna

Kalp krizine

Kalp büyümesine

Kalp damarlarında daralmaya

Kalp yetmezliğine

Akciğer yüksek tansiyonuna (Pulmoner hipertansyon)

İnmeye (Felç)

Metabolik sendroma, obesiteye, şeker hastalığına neden olur.

Apnenin kalp ve damarlara verdiği hasarın tespiti, geriye döndürülebilir seviyede olup olmadığına karar verme ve oluşan hasarlara uygun tedavilerin planlanması için kardiyoloji muayenesi muhakkak yapılmalıdır.

OUAS sırasında vücudun oksijensiz kalmaya anlık tepkisi, uykudan hava açlığı içinde hafif bir uyanıklık halidir. Ancak hasta tam bir uyanma yaşamadığı için bu durumu kendisi fark edemez. Hasta ne olduğu farkında bile olmadan yeniden uykuya geri döner. Bu nedenle OUAS lı birey ile birlikte uyuyan kişinin bu durumu fark etmesi çok önemlidir.

OUAS lı bireyler;

Geceleri sık idrara çıkma ihtiyacı duyarlar

Kendini uykusuz hissederler

Gün içinde uykulu olurlar

Depresif, endişeli ve gergin hissederler

Sabahları uyanma sonrası gelişen baş ağrıları olabilir

Tansiyon değerleri yükselebilir

Kilo vermekte zorluk çeker ve obez hale gelebilirler.

Boğazda tıkanma hissi ve boğaz ağrısı hissedebilirler.

Konsantre olmakta zorluk çeker, hafızada zayıflama olabilir

Çarpıntı atakları olabilir

Boyun veya göğüs bölgesinde terleme ile uyanabilir

Göğüs ağrısı, nefes darlığı hissedebilirler

Reflekslerde zayıflama gelişir ve reaksiyon zamanında gerileme oluşabilir.

Sarkopeni Nedir?

Yeni CORONA Virüs (COVID-19) ve Kalp Hastalıkları

Perikardit (Kalp Zarı) İltihabı Nedir?

Koroner BT (Bilgisayarlı Tomografi) Anjiyo - Sanal Anjiyo - Kansız Anjiyo

Vitamin D Takviyesi

Kalp Yetersizliği Nedir?

Spor Öncesi Kalp Değerlendirmesi

Atriyal Septal Defekt (ASD) Kalp Deliği Nedir?

Kalp Kapak Hastalıkları Nedir?